ÇEVRE KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLER VE SIFIR ATIK HAYATIMIZA NELER GETİRİYOR?

Çevre Kanunundaki Değişiklikler ve Sıfır Atık hayatımıza neler getiriyor?

Dünyada atık yönetimi ve atık pazarında büyük gelişmeler yaşanırken, ülkemizde de atık toplama ve piyasaya süren yükümlülükleri konusunda köklü sistem değişiklikler gerçekleşiyor. Çin hükümetinin belirli miktarda hurda ithalatına onay vermesi dünyada toplanan geri dönüşebilir atıkların farklı pazarlara yönelmesine veya geri kazanım organizasyonlarının aksamasına sebep olmaktadır.

Ülke olarak petrol ve kağıt türevi hammaddelerde dışa bağımlılığımız bilinmektedir. Bu hammaddelerin atıktan elde edilebilmesi ve Çin’in atık ithalatına kısıtlamalar getirmesi ülkemiz için kaçırılmayacak fırsatlar doğurmaktadır.  

Bir yandan ülke içinde toplanan geri dönüşebilir atıkların artırılması hedeflenirken, diğer taraftan yurtdışından gelen kaliteli hammadde niteliğindeki değerli atık hammaddeleri ekonomimize kazandırmamız gerekmektedir. Burada yurtdışından gelen atıkların iç piyasayı olumsuz etkilememesi için içerde toplama faaliyetlerinin finansmanın güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamda, Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile finansman konusunda büyük bir kaynak yaratılacağı öngörülmektedir. İç piyasada sanayi kaynaklı ve ticari kaynaklı ambalaj atıklarının toplanmasında bir sorun yaşanmamaktadır. Bununla birlikte, evsel yani konut alanlarında toplama maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle çöpe gömülen geri dönüşebilir atıklar randımanlı olarak toplanamamaktaydı. Yeni finansman modelinin özellikle bu konuya ağırlık vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Hammadde fiyatlarına bağlı toplama sistemi yerine kirleten öder prensibince finanse edilecek bir toplama sisteminin konut toplaması için olmazsa olmaz olduğu aşikardır.

Dünya genelinde atık sektörünün en çalkantılı döneminde ülkemizde de önemli değişiklikler olmaktadır. Özellikle çevre kanunundaki değişiklik ve Sıfır atık yönetmelik taslağı ülkemizde atık sektörü tarafından dikkatle izlenmektedir. Sistemde yapılacak köklü değişikliklerin bir anda sektörün önüne konması tüm paydaşları hazırlıksız yakalamıştır.

Çevre kanununun meclisten geçmesiyle ile alış-veriş poşetlerinin ücretli olması ön plana çıksa da daha başka birçok alanda yeni yaptırımların olacağı görülmektedir. Kanunda yapılan değişiklikler beraberinde ülkemizdeki geri dönüşüm sisteminde köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor. Ayrıca, kanundan bir süre önce yayınlanan Sıfır Atık yönetmelik taslağı da toplama sisteminde büyük değişiklikleri beraberinde getirecektir. Geri dönüşebilir atık toplama, ayırma ve geri dönüşüm sistemin nereye doğru gideceği konusunda bazı öngörülerimizi paylaşmak isteriz.

Çevre kanunundaki değişiklik ile piyasaya sürenlerin adet ve ton başı ödediği belgelendirme ücretleri bazı ürünlerde 10 kat bazılarında ise 20 kat artmıştır. Bu miktarları kabaca bir hesaplama ile Tablo 1’de görebilirsiniz. Piyasaya sürülen ambalajlar ve diğer geri dönüşebilir malzemeler için belirlenen katkı payları hesaba katıldığında toplam çevre fonunun 15-20 milyar TL civarında olabileceği görülmektedir. Ülkemizde yıllık poşet kullanımı 35 milyar adettir. Pazar poşetlerini ve çok hafif poşetleri hesaba katmazsak ve poşet kullanımının %50 azaldığını varsayarsak sadece poşet için çevre katılım fonunun 4 milyar TL’ye ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bakanlık bu bütçe ile 81 ilin tamamına mükemmel bir geri dönüşüm sistemi kurabilir. Her il için otomatik ayrıştırma tesisleri, geri dönüşüm kumbaraları vs. yapılabilir. Paydaşlarca en çok merak edilen nokta; söz konusu bütçenin nasıl kullanılacağı hangi verilere ve envantere dayanarak yatırım planları yapılacağıdır.

Tablo 1. Çevre Kanunu Kapsamında Ambalajlar için Ödenecek Geri Kazanım Katılım Payı

Kaynak ve finansman sorununu çözmek; bu ücretleri doğru şekilde kullanmak ve gerçek maliyetli kısım olan konuttan geri dönüşebilir atık toplama faaliyetlerine destek olmak kadar önem taşımaktadır. Mevcut finansman sisteminde her yıl yaklaşık 150 milyon TL piyasaya süren şirketlerden kaynak sağlanarak, toplama sistemine ve eğitim faaliyetlerine aktarılıyordu. Çevre Kanunundaki değişiklik ile çevre fonunda toplanacak bütçenin sıfır atık uygulamasına geçen belediyelere, il özel idarelerine, kurum, kuruluş ve işletmelere teşvik olarak dağıtılması öngörülüyor. Bu dağıtım sırasında aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi faydalı olacaktır.

  • Türkiye’nin bütün illerinde yerleşim farklılıkları ve halkın sosyo-ekonomik durumu gibi birçok değişken bulunmaktadır. İstanbul’da uyguladığınız sistem Ağrı’da çalışmayabilir. Bütün illerde ön çalışmalar yapılması ve o bölgeye en uygun sistemin belirlendikten sonra o çerçevede gelen projelere destek sağlanması gerekir.
  • Toplam fonun yüzdelik dilimler halinde belirli konularda sınırlandırılması gerekir örneğin %10 eğitim %30 geri dönüşüm kumbarası %20 tesis yatırımları gibi kısıtlamalar uzun vadede dengeli bir şekilde yatırımların gerçekleşmesine yardımcı olacaktır.
  • Çevre fonundan faydalanacak bölgeler için öncelikli alanlar belirlenmesi ülke genelinde düşük seyreden geri dönüşüm oranlarının yükselmesinde önemlidir.
  • Türkiye genelinde köklü bir sistem değişikliğini yaparken bu sistemin kurulması, takibi, eğitim faaliyetleri, gibi konuların her belediyelerde benzer prosedürlere göre takip edilebilmesi için bütün belediyelerde Sıfır atık müdürlüğü kurulması ve tüm atıkların yönetiminin bu müdürlükler tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Bu müdürlüklerde çevre birimi zorunluluğu ile sürgün personel alanı olması önlenerek çevre mühendisleri tarafından atığın yönetilmesi uzun vadede büyük kazanımlar sağlayacaktır. Aksi takdirde Anadolu’nun her köşesinde âtıl kalan arıtma tesisleri gibi ölü yatırımlara dönüşmesi öngörülmektedir.

Yeni sistemde belediyeler için neler değişecek;

Mevcut durumdaki toplama sisteminin ve ihalelerin sürdürülebilir olmayacağı sıfır atık yönetmelik taslağı ile görülüyor. Bu taslak ile sıfır atık belgesi alan konut dışındaki tüm ticarethane, okul, AVM gibi kurumlar topladıkları atıkları satabilecek duruma gelecektir. Bu durumda sadece konuttaki ambalaj atığının kaldığı bir sistemde toplamanın mevcut TAT’lar tarafından yapılamayacağı ve üstüne de para vererek aldığı ihaleleri bir bir iptal edeceği anlaşılmaktadır.

2011 yılında bir büyük şehir belediyesi tarafından ikili toplama sistemi ile ilgili bir araştırma yaptırılmıştı. Bu araştırmada da görüldüğü üzere; birtakım belediyeler toplamada 5+2 sistemi uygulamaktadır, yani haftanın 5 günü çöp ve 2 günü ambalaj atığı aynı çöp arabaları ve ekiple toplanmaktadır. Çevre kanununda yapılan değişikliklerle bu tür bir toplama sisteminin daha yaygın hale geleceği söylenebilir. 

Belediyelerin bütün atık türlerini yönetebilecek bir altyapıya sahip olmak için bir an önce sıfır atık müdürlüğü kurmalıdır. Ayrıca, söz konusu müdürlüklerin atıkların tümünü entegre şekilde yönetebilmek amacıyla sıfır atık yönetim planı oluşturması ve bu planın bölge şartları ile uyumlu olması gerekir. Belediyelerin verdiği en önemli hizmet olan organik ve geri dönüşmeyen atıkların en doğru şekilde yönetilmesi için Bakanlık çevre fonundan alınacak destekler mutlaka ikili konut toplama sistemine aktarılmalıdır.

Türkiye’de temizlik işleri müdürlüğü olmayan belediyelerimiz bile var. Temizlik işleri zabıta müdürlüğü üzerinden yürütülmeye çalışıyor. Bazı belediyelerdeki temizlik ve çevre koruma müdürlüklerinde bu atıkların yönetiminden sorumlu olabilecek bir tane bile çevre mühendisi bulunmuyor. Bu açıdan bakıldığında, bu köklü değişikliklerin Türkiye genelinde uygulanması ve başarılı olması önünde büyük zorluklar bulunmaktadır.

Geçiş süreci olmaksızın belediyelerin birden bu sisteme geçmesi Türkiye genelinde mevcut toplama sistemlerinde ve mevcut ihalelerinde birçok mağduriyete ve geri dönüşebilir atık kaybına sebep olacaktır. Herkesin atıklarını satabildiği, sadece konutlardan toplamanın yapıldığı bir sistemde, finansman desteği olmadan toplama yapabilecek tek kurum belediyelerdir. Sadece İstanbul, Ankara gibi büyükşehirleri göz önüne alarak hazırlanan yeni geri kazanım sisteminde, bir geçiş dönemi öngörülmelidir.

Kanun değişikliği ve sıfır atık yönetmeliğine uyulmadığında taraflara uygulayabilecek yaptırımların olmaması bu sistemin en zayıf noktasıdır. Bu duruma, denetim eksikliği de eklendiğinde, getirme merkezleri gibi yapılması zorunlu olan ama gerçekte uygulanamayan kurallar manzumesi ile dolu bir metin olmanın ötesine geçemeyecektir.

Yeni sistemde TAT’lar için neler değişecek;

Yeni Çevre Kanunu ile birlikte, TAT’lar 2009 öncesindeki gibi toplanan atıkları satın alma, dışardan toplama ve sanayiden toplama gibi işlere yönelecekler. Hurda ticareti yapan firmalardan satın alımlar yapan ticari işletmeler olarak belediye toplamalarının dışında kalacaklardır. Belediyeler, topladıkları karışık atıkları TAT’lara satabilirler, ancak toplanan atığın kalite sıkıntısı nedeniyle elle ayrıştırmaya çok uygun olmaması durumda, birçok tesis bu atıkları da alamayacaktır.

Sektörde ayrıştırma konusunda ciddi yatırım yapmış firmaların bu yatırımları âtıl hale gelecektir. Birçok konut ve ticari alan için alınmış ambalaj toplama aracı boşa çıkacaktır. Birçok lisans almış toplama ayırma tesisi sistem değişikliği ile tamamen ortadan kalkacaktır.

Yeni sistemde YK’lar için neler değişecek;

Finansal döngünün bugüne kadar önemli bir ayağı olan yetkilendirilmiş kuruluşlar sıfır atık yönetmeliğinde tanımlanmayarak bir anlamda sistem dışında bırakılmıştır. Bunun yanında, Çevre kanunundaki değişiklik ile finansal döngünün Bakanlık tarafından yönetileceği görülmektedir.

Böyle bir durumda;

  • Yetkilendirilmiş kuruluşların tamamen sistem dışında bırakılması yerine, yıllardır yaptıkları eğitim ve bilgilendirme çalışmalarını sürdürebilmeleri amacıyla, çalıştıkları belediyelerin nüfuslarına oranla, finansal destek sağlanarak Bakanlığın üstündeki eğitim ve bilgilendirme yükü hafifletilebilir.
  • Yetkilendirilmiş kuruluşların atık yönetimi konusunda tecrübeli kadrolara sahip olması sebebiyle, sıfır atık belgelendirmelerinde yetkili hale getirilerek sistemin sürdürülebilirliği ve denetlenebilirliği sağlanabilir.
  • Bu kurumlar, Türkiye genelinde mevcut durumu ve hangi bölgede nasıl bir toplama sisteminin verimli olabileceği konusunda çalışmalar yapabilir.

Yetkilendirilmiş kuruluşların yaptığı çalışmalar ile bugüne kadar eksiğiyle artısıyla sisteme katkıları olmuştur.

Yeni sistemde Bakanlık için neler değişecek;

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birçok alanda çalışmalar yapan ülkemizin en önemli bakanlıklarından bir tanesidir. Söz konusu Kanunun, Bakanlığımızda ne tür etkilere ve değişikliklere sebep olacağını, sahada da çalışmış bir mühendis olarak değerlendirmek isterim:

  • Bakanlığımız, AB standartlarına ulaşma konusunda önemli çalışmalar yapmaktadır. Ancak, bu değişiklikler ile toplanan geri dönüşebilir atık miktarında önemli bir düşüş olacaktır. Sokak toplayıcıları tarafından toplanan evsel ambalaj atıkları, belediyelerin toplama yapması ile sisteme dahil edilemeyecek ve böylece toplanan geri dönüşebilir atık miktarı ciddi oranda düşecektir.
  • Bakanlığımız, il ve taşra teşkilatlarına mevcut kadrolarının çok üzerinde bir iş yükü getirmiştir. Bu da sistemin verimli çalışmasını ve ilerlemesini engelleyecektir.
  • Ayrı toplanacak organik atıkların kompost makinaları ile dönüştürülmesi düşünülmektedir. Söz konusu makinaların yerli üretilmiş olanlarının maliyeti bile 130-150 bin TL arasındadır ve üretim süreleri en kısa 4 haftadır. Böyle bir durumda, işletme problemleri ortaya çıkacak ve düzenli depolama sahalarında metan gazı veriminin düşmesi gibi sıkıntılar oluşacaktır. Bu noktada kompost makinaları yerine organik atıklar ayrı toplanarak biyometanizasyon tesislerinde değerlendirilmeli ve daha doğru işletilebilir bir sistem oluşturulmalıdır.
  • Finansal döngünün geri dönüşüm sektörüne adil dağıtımı noktasında nasıl bir yol izleneceği tam olarak bilinmemektedir. Oluşturulacak çevre fonundan proje bazlı ödemeler yapılacağı düşünüldüğünde, tüm Türkiye’nin durumunu takip etmek ve projeleri incelemek, Bakanlığımız üzerinde çok ciddi bir iş yükü oluşturacaktır.

Bu kanun değişikliğinin ülkemize hayırlı olmasını ve sistemi daha ilerilere götürmesini temenni ediyorum.

Serhan MADEN

AGED Çevre ve Atık Yönetim Müdürü

Çevre Yüksek Mühendisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir